Kişisel Sınırlar ve Annelik


Son zamanlarda sosyal medya paylaşımlarında sıkça gördüm bu görseli..  Diğer bir çok anne gibi benim de son 1,5 yılım böyle geçtiğinden hemen ilgimi çekti tabii:) Benim gibi yalnız olan; tuvalete girebilmek için bile akşam eşinin eve gelmesini bekleyen anneler için daha güzel bir tasvir olamazdı :) Bu aralar sürekli aklımdan buna benzer durumlar geçiyor.. Aklımda duracağına yazayım da burada dursun istedim her zamanki gibi:)
Öncelikle bu yazacaklarımı okurken; içinde hiçbir şikayet, serzeniş vs bulunmadığını, tamamen durum değerlendirmesi olduğunu belirtmek isterim ki ona göre seslendirerek okunsun;) Ayrıca da konunun uzmanı değilim; bir sonuç  beklemeyin  😄

Bugün bir tv programında  ilişki/aile koçu bir hanımefendi güzel güzel anlatıyor:
"Sağlıklı bir ilişki için sınırların korunması çok önemli.. Herkes kendine ve karşısındakine saygı duyup; kişisel alanına müdahale etmemeye  çabalarsa, ilişki daha uzun ömürlü olur."

Bunu duyunca ne kadar mantıklı geliyor insana.. Bir noktada kendimize ayırdığımız  bir alan olmalı; eşimiz dahil kimsenin girişine müsaade edilmeyen...Kendimize ayırdığımız bir vakit olmalı..Çok doğru..

Peki annelikte bu sınırları korumak mümkün mü?Bence zor.. :) İlk hamile kaldığınız günden itibaren başlar zaten olay.. Artık özelinizi  paylaştığınız bir doktor Hanım veya Bey vardır hayatınızda.. Sorgusuz  sualsiz  karnınıza ve gereken her yere dokunmasına izin verdiğiniz.. Evet bunda hiçbir art niyet yoktur; ama normalde  yaşamadığınız  bir durumdur sonuçta bu..Alışmak öyle hemen; kolay olmaz..
Sonra göbeğiniz büyümeye başlar ve büyüdükçe ona uzanan eller de artar; sevmek, dokunmak ister insanlar...Ancak bunu izin alarak yapmayı  çok az kişi akıl eder..
Zaman geçer doğum olur; emzirmenize yardımcı olmak için gelen hemşireler bunu elbetteki bakmadan/dokunmadan yapacak değiller.. :) Ortada sır falan kalmamıştır; yan komşunuz dahil  herkes rahatça memelerinizden  bahsedebilir artık...
- Sütun geliyor mu?

İlk 40 gün yalnız kalmak diye bir şey zaten yoktur genelde; geleneklere göre... Artık anne olur, kayınvalide, görümce; kim müsaitse.. Yatak odası umuma açılmıştır bir kere.. Mevlitler olur; ziyaretler olur.. Yatağına 80 kişi sorgusuz gelir, oturur  :)
Nerede kaldı  kişisel alanın, sınırların..

Hepsinden önemli ve kıymetlisi artık tam manasıyla "yalnız değilsin"dir.. İstisnalar elbet vardır ona lafım yok.. Ama normal standartlarda, bebeğine yalnız bakıyor isen benim gibi; tuvalete gitmek için bile biri gelse de yanında dursa dersin :) Neden? Çünkü minik ortağın en haklı şekilde gelir hayatının her anına yerleşir. Ee tabii annesi neden tuvalete onsuz gitsin ki?
-Yok öyle yalnız takılmak; nereden bileyim ben senin orada sularla oynamadığını!? :)

Gece de yanındadır. Onunla birlikte; o kokuyu içine çekerek uyumak gibisi var mı? Tabii uyursa :)

Örnekleri çoğaltmaya gerek yok zaten herkesin yaşadığı, gayet normal durumlar bunlar..Zaten şunun şurasında kaç senedir bunların olacağı dönem.. Çocuklar büyür; zamanla artık istesen de gelmez yanına.. Ama ya eşler arasındaki durum? 2-3 senelik bu dönemin etkileri de gelip geçici midir?

Yukarıda bahsettiğim programda diyor ki herkesin kendine ayırdığı özel bir alan olmalı; bu alanlar aşıldığında problemler ortaya çıkar.. Ee nasıl olacak peki bu durumlar şimdi? :)
"Aradığınız alana şu an ulaşılamıyor.."
mesajı vermiyor mu birçoğumuzun hayatı?.. Olay elbette sadece anne için de geçerli değil. Her sabah uyandığında karşısında annesi veya kayınvalidesini gören bir baba da vardır evde:)
Gece gündüz demeden sürekli odada birilerinin olmasına alışabilmiş midir acaba? Hatta belki odasından kovulmuş bile olabilir :) Bebeğe yaklaşmasına pek izin verilmeyen babalarda durum zaten vahim.. "Sen bırak, yok sen yapamazsın" diye diye..
Öyle olmasa bile; öncelikler illa ki değişiyor bebek gelince.. Anne de baba da artık ikinci planda; yalnızca birbirlerine karşı da değil, daha çok kendilerine karşı..

Bana öyle oldu örneğin. Kendimi tamamen ikinci plana atmış durumdayım; o dengeyi pek tutturamıyorum mesela. Kendimle ilgilendiğim konular bile yine Mercan'la ilgili: yediklerime dikkat ediyorum mesela emzirdiğim için..Hasta olmamaya çalışıyorum, giydiklerime dikkat ediyorum. Bunlar gibi birkaç şey dışında kendimi unuttum/bıraktım diyebilirim.. Bazı anneler bu dengeyi sağlayabiliyor (en azından öyle gibi görünüyor dışarıdan). Benim içinse kuaföre gitmek bile büyük bir olay :)
Hal böyle olunca da zamanla insanın kendine olan saygısı yitebiliyor. Tam da yukarıda bahsettiğim o "kendine ayırdığın alan veya zaman" bir bakmışsın ki senden çok uzakta.. E bunun da acısını önce kendinden; sonra da en yakınındakilerden çıkarmaya başlıyorsun..

Sanırım olay bu noktaya gelmeden önce fark etmekte ve önlem almakta fayda var. Aksi halde kendine duymadığı, göstermediği saygıyı başkalarından bekler halde buluyor insan kendini... Bulamayınca da işler sarpa sarıyor..

Neyse çok uzatmadan, kendime bir not olsun istedim bu yazıyı; Kendini daha çok yıprattığında daha iyi anne olmuyorsun. Her şeyi kendim yapacağım diye zorladığında da.. Çevrende sana yardım etmek isteyen birileri varken; haline şükretmek, yardım edenlere teşekkür etmek lazım..Kendini tamamen boş verip 24 saatini bebeğin için harcasan da aynı büyüyor; arada kendin için 1-2 saat ayırsan da.. Hiç mi kimse yok yardım edecek? O zaman bebeğini de dahil edecek şekilde  kendine vakit ayırabilmeyi ogreneceksin; yapacak bir şey yok.. Gündüz uyuduğu  o kısacık süre  bile bunu yapmaya yeter belki de.. Ben daha çok gece herkes uyuduktan sonra kendime  vakit ayırıyorum. Tam da su an yaptığım gibi; yazı yazıyorum mesela.. Uykusuzluğa bünye alışık nasılsa ;)

Evet, kolay olmayabilir. Ama imkansız da değil.. Diğer türlüsünü çoğumuz denedik; kimse madalya vermiyor :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Profilo KuruMax ile Evde Meyve Kurusu Deneyimi

Ürün Denemeleri - Heyner Capsula Multifix Aero (9-36kg) Oto Koltuğu

40. Hafta - Bitmeyen Gebelik yapmışlar =)